
“Ermeni Tehciri’ne ilişkin bir kamuoyu oluşturma çabasının Ahmed Rıza için ne derece sıkıntılı bir iş olduğunu anlamak için onun 1894-1897 katliamlarından itibaren ana akım İttihatçılıktan ayrılan tavrını hatırlamak gerekiyor. Örneğin 1897′de Ermenilerin Abdülhamid yönetiminden dolayı tartışmasız bir şekilde mağdur olduklarını belirtiyor ve “onların acıları bizim acımızdır” (leur souffrance est la nôtre) demekten çekinmiyordu [1]. Ahmed Rıza’nın Ermenilere verdiği destek Mizancı Murad Bey’le görüş ayrılıklarına bir yenisini eklemişti (S. Aydın, 2001). 1915 ve sonrasında da Ahmed Rıza’nın, zamanında Abdülhamid’e karşı birlikte mücadele ettikleri Ermenilere karşı vefa duygusuyla, İttihat ve Terakki’yi suçladığını görüyoruz. Eylül 1915′te, tehcire tâbi tutulan Ermenilerin mülklerinin tasfiyesine ilişkin bir geçici kanun (kanun-u muvakkat) yürürlüğe girince, Ahmed Rıza bir önerge vererek, uygulamanın barış zamanına ertelenmesini istemişti (Bayır, 1957: 44). Aralık 1915′te kadük kalacak önergesi hakkında Meclis-i Ayân’da konuşurken, itirazını sadece geçici kanunlarla iş yapmanın anayasal düzende meclisin iradesine sınırlama getirdiği argümanı üzerine kurmuyor, ilaveten yapılanın zulüm olduğunu, Ermenilerin mallarının kısmen yağmalandığını söylemekten çekinmiyordu [2]. Aktar’ın (2001/2002) Meclis-i Ayân Zabıt Cerideleri‘ne dayanarak dönemin tartışmalarını incelediği çalışmasından, Ahmed Rıza’nın Kasım 1918′de Meclis-i Ayân’a “tehcir nâmı altında yapılan mezâlimin” araştırılması ve memlekette yaratmış olduğu kötü tesirlerin belirlenerek bu işlere karışanların yargılanmasını talep eden bir önerge verdiğini de öğrenmekteyiz. Önergede “bilcümle Osmanlılar hakkında birçok ef’al [fiiller] ve cinayât dahi irtikâb edilmiş ve bilhassa Arap, Ermeni, Rum vatandaşlarıma şimdiye kadar Tarih-i Osmanide emsâli görülmedik mezâlim icra olunmuştur” denilerek bir yüce Divan soruşturması isteniyordu (akt. Aktar, 2001/2002). Ahmed Rıza’ya göre gereken, siyasî kadronun yargılanmasından önce, mezalimin bireysel suç kapsamında değerlendirilmesi ve faillerin “pençe-i adâlete teslim edilmeleri”ydi [3].
Meclis-i Ayân’daki tavrına bakarak Ahmed Rıza’nın 1890′lardan 1920′lere kadar Ermenilere karşı yapılanlar hakkında her zaman tutarlı ve ilkeli davrandığı sonucu da çıkartılmamalıdır. Timur’a (2000: 72) göre 1909′da Adana’da bir kısım Ermeniler kırılırken tepki göstermemekle oportünist bir tavır sergilemiştir. Anılarında Ahmed Rıza bu dönemi “Ben hiç kabahati olmadığı halde sadece Ermeni olduğu için katledilen Ermenileri müdafaa ettim. Çünkü adalet ve devletin şiarı bunu gerektirirdi. Yoksa ordumuza düşmanlık, hafiyelik edenleri değil.” (1988: 58) şeklinde anlatmaktadır. Sadece Ermeni olduğu için katledilen Ermenilerden söz etminin, günümüzde kimi tarihçilerin benimsediği “hiçbir şey olmadı” ya da “karşılıklı oldu” gibi yaklaşımlardan farkı ortadadır.” (ss. 32-33)
[1] Ahmed Rıza, “Agitation Arménienne”, Mechveret (Supplément français), 1 Eylül 1897.
[2] Meclis-i Ay’an Zabır Cerideleri’nde Ahmed Rıza’nın 30 Teşrinisâni 1331/1915 tarihindeki oturumda yaptığı konuşmanın detaylarını izlemek mümkündür: “Kanunun bahsettiği emvali de Emvâl-i metruke diye tavsif etmek de kanunî bir şey değil. Çünkü, bu emvalin sahibi olan Ermeniler, mallarını isteyerek terk etmemişler, onlar yerlerinde teb’id edilmiş, zorla cebir ile çıkarılmış. Hükûmet, onların mallarını, memurları vasıtasıyla sattırıoyr. Bendenizin verdiğim takrirden maksadım, bu Kanunun mevki-i icraya konmamasını temin idi. Esbabını da arz etmiştim. Bu Kanun, mevki-i icraya vaz olunursa bu adamlara bir kat daha gadredilmiş olacak, çünkü mallarına talip bulunmayacak veyahut mal değer fiyatına satılmayacaktır. 100 liralık bir mal belki 10 liraya satılacaktır. Bu da, mucib-i gadirdir. Devletimiz, hiçbir vakit gadr ve zulmü kabul etmez. Onun için bâdel-müsâlâha bu Kanunun mevki-i mer’îyete konulmasını temin için bir tâdil teklif etmiştim. Halbuki şimdi, ne oluyor? Kanun ayniyle kaldı ve icra ediliyor. … Hükûmet tarafından komisyonlar gönderilmiş, bu emvâl bakılıyormuş, felan oluyormuş, bundan bir şey çıkmaz. Ben, malımı satmağa razı olmazsam kimse cebren bana sattıramaz. Kanun-u Esâsinin 21inci maddesi buna manidir. Eğer bu memlekette Kanun-u Es’asi ve Meşrûtiyet varsa bu olamaz, bu bir zulümdür. Beni kolumdan tut, köyümden dışarı at, malımı ve mülkümü de sonra sat; bu hiçbir vakit de caiz değildir. Bunu ne Osmanlıların vicdanı kabul eder, ne de kanun. … Ermenilerin malı, kısmen yağma edildi; kuvve-i Teşrîyye kanunu red edinceye kadar elde bir şey kalmayacak, yapılacak şeylerin hepsi yapılmış olacak.” Meclis-i Âyan Zabıt Ceridesi, devre: 3, içtima senesi: 2, cilt 1, TBMM Basımevi, Ankara, 1990, s. 133-134.
[3] Ahmed Rıza’nın önergesine bazı Meclis-i Ayân üyelerinin “Zulmedenler bizim İttihat ve Terakki komitecileridir. Türk milleti değil, Osmanlı milleti de değil…” diyerek karşı çıkmaları üzerine Ahmed Rıza, “Hulasaten tekrar edeyim ki, ben memlekette cinayâtın faili olarak İttihat ve Terakkiyi veyahut diğer bir unsuru tanımam. Yalnız, Kuvve-i İcrâiyyeyi [yürütme erkini] tanıtım. Kuvve-i İcrâiyyede İttihat ve Terakki yoktur. Harpten cinayâttan Hükümet-i İcrâiyye mesuldur. Bir cemiyet-i hafiyye [gizli cemiyet] veya başkaları bu gibi ef’al-i cinâiyyeyi [cinayet fiillerini] teşvik eylemiş ise, ona müsaade ettiğinden dolayı kabahat yine hükümetindir. Vazifesini ifa etmeyen hükümettir. Hükümet ise maatteessüf Türk hükümeti olduğu için, Türkün çektiklerini ortaya alenen koymadım. Evet, onlar da mazlumdur. O hükümet, Türke de acımamıştır.” demiştir (akt. Aktar, 2001/2002).
Makalenin alıntılanan kısmında atıfta bulunulan kaynaklar:
Ahmed Rıza (1988) Ahmed Rıza Bey’in Anıları, Arba Yayınları, İstanbul.
Aktar, A. (2001/2002) “Son Osmanlı Meclisi ve Ermeni meselesi: Kasım-Aralık 1918″, Toplum ve Bilim, 91, 142-165.
Aydın, S. (2001) “İki İttihat-Terakki: İki Ayrı Zihniyet, İki Ayrı Siyaset”, Alkan, M. (der.) Modern Türkiye’de Siyasî Düşünce: Tanzimat ve Meşrutiyet’in Birikimi, cilt I içinde, İletişim Yayınları, İstanbul, s. 117-128.
Bayur, Y. H. (1957) Türk İnkılâbı Tarihi, cilt III, 1914-1918 Genel Savaşı, kısım 3, 1915-1917 vuruşmaları ve bunların siyasî tepkileri, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara.
Timur, T. (2000) 1915 ve Sonrası: Türkler ve Ermeniler, İmge Kitabevi, Ankara.
Makale:
Turan, Ömer (2009) “Oryantalizm, sömürgecilik eleştirisi ve Ahmed Rıza: Batı’nın Doğu Politikasının Ahlâken İflâsı’nı yeniden okumak”, Toplum ve Bilim, 115: 6-45. İstanbul: Birikim Yayınları.